Teknoloji ve Küresel Ekonomi 2019
Genel 1 0

Teknoloji ve Küresel Ekonomi

1980’lerin sonundan itibaren yaşanan gelişmeler, “yeni dünya düzeni” veya bir başka   deyişle  “küreselleşme” kavramını    gündeme   getirmiştir.    Bu    kelimelerin yaygınlaşması daha çok 1994 yılında Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) kurulması ve birçok ülkenin bu örgütün kuruluş sözleşmesini imzalamasıyla gündeme gelmiştir. Bu örgütün kuruluş anlaşması  gereğince, 1 Ocak 2005’den itibaren örgüte üye ülkeler arasındaki  kısıtlamalar  kaldırılacak,   malların,  hizmetlerin  ve  sermayenin  serbest dolaşımı temin edilecektir.

Dünya ekonomisindeki yapısal değişmeler  ve teknolojinin umulmadık ölçüde ilerlemesi, yeni  eğilimlerin oluşmasına sebep olmuştur. Bu eğilimler, hem eşzamanlı olarak  gelişmekte hem de  karşılıklı birbirlerini kuvvetlendirmekte olan süreçlerdir. Gelişmiş ülkelerin sanayi ürünlerinin yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerin ürünlerinin de uluslararası  pazarlarda  tüketicilerin  beğenisine  sunulması,  ülkeler  arasında  sınırların giderek kaldırıldığının ve ticari ilişkilerde bütünleşmeye gidildiğinin bir göstergesidir.

Dünya, küreselleşmedeki bu konumuna, bir dizi iktisadi deneyimlerden sonra gelmiştir.  Ülkeler  kapalı  ekonomik  yapıyı  aşarak,  önce  karma  ekonomik  modele, buradan da  serbest  piyasa  modeline doğru hızla  ilerlemektedirler.  Küreselleşme  ile birlikte  ülkeler  arasında  sosyal,  kültürel,  ticari,  ekonomik  ve  politik  değişimler olmaktadır. Küreselleşme sürecinin, ülkeler arasındaki serbest ticaret bölgeleri, gümrük birliği ve ortak ekonomik birlik anlaşmalarını, buradan da ortak siyasi benzerlik de dahil kuramsal ve kurumsal yapılanmayı kapsadığı görüşü, sıklıkla vurgulanmaktadır.

Yeni Dünya Düzeni veya Küreselleşme, ulusal ve uluslararası ticarette bazı yapısal  benzerlikleri gündeme  getirmiştir.  Küreselleşme  kavramı,  iletişimin küresel düzeyde  ve  hızlı  akışı,  ulusal  pazarların  dış  ticarette  serbestleşmesi,  sermayenin serbestçe dolaşımı gibi olguları kullanmak  için kullanılırsa hiç de yanlış bir kavram değildir (Geray,1997:37).

Küreselleşmenin etkisiyle sermaye olağanüstü bir dolaşım hızına ve geniş bir etki alanına erişmiştir. Bu eğilim, büyük sıçramalar şeklinde kendisini göstermiştir. Dikkati çeken ikinci eğilim ise teknolojik gelişme ve değişikliklerle ilgilidir. Bilgisayar ağlarının gündelik iş yaşamına girmesiyle birlikte  dünyanın çehresi değişmiş ve kağıt üzerinde yapıla gelmekte olan herşey için yepyeni bir ortam sunulmuştur. Dünyanın hemen hemen  bütün  noktaları,  sadece  telefon  hatlarıyla  değil,  fiber  optik  data  transfer kanallarıyla, uydu haberleşme kanallarıyla birbirine bağlanmaya başlamış ve yeni bir varoluş düzlemi – Cyberspace oluşmuştur. Bu mekanda sermayenin (özellikle  mali sermayenin) yerkürenin çeşitli yerlerindeki yatırım olanakları hakkındaki bilgilerini ve uluslararası dolaşımı,  gece-gündüz,  farklı saat  bölgeleri vb.  ayrımlarının koyduğu engelleri aşarak, bugüne kadar  görülmemiş bir süreklilik ve hassasiyet kazanmıştır. Dünya ekonomisinde faaliyet gösteren rekabet ve/veya işbirliği içinde olan sermayeler arasındaki bağlar sıkılaşıp, karşılıklı bağımlılık artmıştır (Yıldızoğlu,1996:12).

Sonuç  olarak  küreselleşme;  ekonomik  ölçeği  büyütmekte,  benzer  tüketiciler oluşturmakta,  araştırma  ve  geliştirme  birimlerinin  çoğalması  ile  ürün  çeşitliliğini arttırmakta,  teknoloji  transferlerini  hızlandırmakta,  küresel  rekabet  sonucu  fiyatları dengelemekte iken,  gelişmekte olan  ülkelerin korumaya çalıştığı milli para,  milli kültür,  milli  dil  ve  milli  kaynakların  korunmasını  adeta  imkansız  kılmakta  ve işletmelerin tanıtım amaçlı harcamalarını, dışsal giderlerini arttırmakta, çok para, fazla zaman ve yoğun emek gerektirmektedir (Demir,1998).

{admin}

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir